Lefkara Çanta
Kıbrıs’ın en eski halk
nakışı, Venedik dantel tekniği ile zenginleşti
Ortaya dünyaca meşhur ‘Lefkara
nakışı’, ‘Lefkaritika’ çıktı!
Bir zamanlar Kıbrıslı
Türklerle Kıbrıslı Rumların birlikte yaşadığı Lefkara köyü, Kıbrıslı kadınların
ustalıkla yaptıkları Lefkara nakışı ile meşhurdur.
1960 yılında, 1714 Kıbrıslı Rum’la,
361 Kıbrıslı Türk’ün bir arada yaşadığı, Kıbrıs’ın güneydoğusunda
bulunan, Larnaka’ya bağlı bu şirin ve küçük dağ köyü, tüm ada gibi
Osmanlılardan önce Venediklilerin yönetimindeydi.
Lefkara, 1489-1571 yılları
arasındaki kısacık Venedik döneminde, Kıbrıs’ı yöneten Venedikliler için
popüler bir yaz tatili yeriydi. Deniz seviyesinden 575 metre yüksekte, dağların
eteklerinde yer alan köy, bol oksijeni ile dinlenmek ve spor yapmak için ideal
bir yer olarak kabul edilirdi.
O dönemlerde Venedik soylusu
kadınların yaptığı nakışlar Kıbrıslı kadınların bir hayli ilgisini çekiyordu.
Ancak ne Kıbrıslılar Latince biliyordu ne de Venedikliler Kıbrıs dilini
konuşuyordu. Farklı kültürlerine ve sınıfsal yapılarına rağmen kadınlar birbirlerine
nakışlarını gösterip iletişim kurabiliyordu. Bu sayede, Kıbrıslı kadınlar
Venedikli kadınların dantelleri nasıl yaptıklarını izleyerek, tekniklerini
öğrendi. Osmanlıların adayı ele geçirmesi ile Kıbrıs’ı terk eden Venedik
soyluları evlerinde kullandıkları bazı dantelleri geride bıraktı.
Bu dantelleri ayrıntıları
ile inceleyen Lefkaralı kadınlar, Kıbrıs’ın tarihi el yapımı kalın pamuklu
kumaşı ve özel olarak eğrilmiş pamuk iplikleri ile işlenen, püsküllü halk
nakışı ‘beyaz nakış’ı, Kıbrıs Rumcasıyla ‘asproploumia’yı Venedik
dantel teknikleri ile birleştirdi. Lefkara nakışı, artık tarihe karışmış eski
tür beyaz nakışın, 16. yüzyıl Venedik işlemeleriyle zenginleştirilerek
evrimleşmiş halidir.
15. ve 16. yüzyıllarda
Kıbrıs önemli bir tekstil üretim ve ticaret merkezi haline geldi. Lefkaralı
kadınların yarattığı Lefkara nakışı ve Lefkara işlemeli tekstiller köyün
erkekleri tarafından Avrupa’ya ve İskandinavya'ya satılmaya başlandı. 1900-1930
yılları arasında uluslararası satışlar, Lefkara köyüne Kıbrıs’ın diğer
bölgelerinden daha fazla ekonomik kazanç sağladı ve köyün ekonomik ve sosyal
yapısını önemli ölçüde değiştirdi.
Satışları artırmak için midir
bilinmez, ‘Mona Lisa’nın yaratıcısı, Floransalı dâhi ressam, mühendis ve mucit
Leonardo da Vinci’nin 1481 yılında Kıbrıs’ı ziyaret ettiği ve Milano
Katedrali’ne Lefkara nakışından yapılmış bir sunak örtüsü hediye ettiği
söylencesi ada genelinde anlatılagelmiştir.
Ancak bu yerel efsanenin, adayı
Osmanlılardan sonra yöneten Britanya sömürge yönetimi tarafından 1930'larda
ekonomik ve politik amaçlarla manipüle edilerek ortaya atıldığı
düşünülmektedir. Bu inanış, muhtemelen Lefkara nakışı terminolojisinde
Leonardo’nun adıyla anılan bir desenin varlığından da kaynaklanmaktadır.
Benzer şekilde, Leonardo da
Vinci’nin Milano’daki Santa Maria delle Grazie Manastırı’nın yemekhanesinde
bulunan, ünlü "Son Akşam Yemeği" (“The Last Supper”) freskinde yer
alan masa örtüsündeki motiflerin de Lefkara nakışı olduğu iddia edilmiştir.
Freskteki masa örtüsünün sağ
tarafında, mavi renkte üç paralel şerit şeklinde işlenmiş zikzaklar ve baklava
desenleri görülmektedir. Örtünün sol tarafındaki desenler ise zamanla
silinmiştir.
Masa örtüsündeki motiflerin
Lefkara nakışından esinlendiğine dair herhangi bir kanıt bulunmamaktadır. Orta
Çağ Kıbrıs tekstillerinde mavi işleme yapılmadığı bilinmektedir. Lefkara
nakışında yalnızca geometrik desenler kullanılır, doğa temalı veya figüratif
desenler yer almaz. Bu nedenle, Leonardo da Vinci’nin tasvir ettiği masa
örtüsünün Kıbrıs kökenli olduğu iddiası, her ne kadar gerçekte öyle olmuş
olmasını arzu ediyor olsak da, tarihsel dayanaktan yoksundur.
Lefkara nakışı Avrupa’ya İtalyan
tüccarlar aracılığıyla da satılmış ancak II. Dünya Savaşı çıkınca bu ticaret
kesintiye uğramış ve nakışın yurt dışı satışları o günden bu yana tam anlamıyla
toparlanamamıştır.
1953 yılında tacını giyen Kraliçe
II. Elizabeth’e Lefkaralı kadınların işlediği Lefkara nakışı uzun bir masa
örtüsü hediye edilmiştir. Britanya’nın ve dönemin Kraliçesi II. Elizabeth’in
özel kişilerden hediye kabul etmeme kuralı nedeniyle, ortasında büyük bir taç
motifi olan örtü kısa bir süre sonra Kıbrıs'a geri gönderilmiştir. İadeye eşlik
eden mektupta, "Hediye Kıbrıs'ın tüm tebaası tarafından verilmelidir,"
yazılıdır. Kraliçeye özel olarak yapılan masa örtüsü halen güney Kıbrıs’taki Lefkara
Müzesi'nde sergileniyor.
Lefkara köyündeki
dantelcilik geleneği en azından on dördüncü yüzyıla kadar uzanır. Venedik saray
mensuplarının nakışlarından ve antik Yunan ve Bizans geometrik desenlerinden
etkilenen Lefkara nakışı, dört temel öğeyi birleştiren
tasarımlarla elle yapılır. Bu öğeler, etek ucu dikişi, kesme işi, saten dikiş
dolgular ve iğne oyası kenarlardır. En basit versiyonunda, dolgu,
kesme, sarma, acur ve kenar işleme teknikleri kullanılır. Nakışın kenarı iğne
işleme tekniği ile bitirilir.
1913 yılı civarında Lefkara
nakışında pamuk yerine yerel keten kumaşlar kullanılmaya başlanmış, keten
iplikler özel olarak eğrilmiş ve beyazlatılmıştır. Aynı dönemde, bugünkü adıyla
Lapta (Lapithos) ve Alsancak’ta (Karavas) yerel ipek kumaşlar ve ipek iplikler
de Lefkara nakışlarında kullanılmıştır.
Sonrasında, bugün olduğu
gibi İrlanda keten kumaşı üzerine Fransız pamuk ipliği kullanılır olmuş ve
işlemenin tek renk olarak ve tek iplikle, beyaz, bej (ekru) veya kahverengi ile
koyu yeşil arasındaki koyu bir renkte ipliklerle yapılması geleneği yerleşmiştir.
Kullanılan ketenin tellerinin sayılabilir ve kolay çekilebilir olması gerekir. Lefkara
nakışında ana desenlerin çerçeve içinde olması şarttır ve geometrik desenlerin
birbirlerini tekrarlaması esastır. Ana motifler, goftili kare, yıldızlı kare,
hurmalı kare, acurlu kare, tek ve çift kanallı dere deseni, arşın dere, solori,
örümcek deseni, tripez/gül-gofti, fincan işi ve yasemin motifleridir. İşlemede
ana motifler, elmacık, mekik, buglado, elmas, güneş, baklava, paneri ve acurlu
gül gibi ara motiflere bağlanır.
Lefkara nakışının I. Dünya
Savaşı sırasında Türkiye’den adaya gelen Ermeniler tarafından getirildiği ileri
sürülmüştür. Ancak Antep dolaylarında yaşayan Ermeni kadınların savaştan kaçıp
geldikleri Kıbrıs’a Lefkara nakışını değil, Antep işi ve hesap işi gibi el işlerini
getirdikleri belirlenmiştir. Kaldı ki Antep işi ile Lefkara nakışı arasında en
başta iğne işinde ciddi farklılıklar olduğu tespit edilmiştir.
Lefkara nakışı, Lefkara’nın
dar sokaklarında veya avlularda bir araya gelen kadınların sohbet ederken
yaptığı ayrı bir sosyalleşme aracıdır. Bu gelenek, zamandan tasarruf için nakışın
farklı kısımlarının birden fazla kadın tarafından yapılmasından oluşmuştur. Ayrıca,
eskiden elektriğin olmadığı günlerde, kadınların bir köfünün (Kıbrıs ağzında
‘büyük sepet’) üzerine koydukları gaz lambası etrafında toplanıp türküler
söyleyerek ve bulmaca çözerek nakış işlediği yıllardan kalmadır. Bugün halen kadınların
toplanarak Lefkara nakışı yapması geleneği, Lefkara başta olma üzere hem Kıbrıs’ın
güneyinde, hem de kuzeyde Kıbrıslı kadınlar arasında devam etmektedir.
Geçmişten farklı olarak, açılan az sayıda Lefkara nakışı kurslarına artık
erkekler de katılmaktadır.
Lefkara nakışında, ‘gaco’
denilen işlemenin içi genellikle genç ve orta yaş grubu tarafından işlenir. ‘Simbi’
denilen kenar işlemesi ise gözü nispeten zayıflamış, yaşça büyük kadınlar
tarafından yapılır.
Rumca adıyla ‘Lefkaritika’,
Türkçe adıyla ‘Lefkara nakışı’ eskiden Kıbrıs’ta çeyizin en temel parçası
olarak kabul edilirdi ve kız tarafının düğün gününde sergilenmeye hazır, geniş
bir koleksiyonu olması gerekirdi. Köylerde iyi Lefkara nakışı yapan kadınlardan
övgüyle söz edilir, sosyal prestiji olan bu kadınlara ‘Lefkaracı’ denilirdi.
Masa örtüleri, yatak örtüleri, perdeler, sandalye örtüleri ve hatta kravatlar
bile bu dantelden üretilirdi. Nakış, abajurlarda da kullanılırdı. 1963
öncesinde Lefkara köylülerinin, köye yerleşmeyi kabul etmeyen damat adayları
ile kızlarını evlendirmediği bilinir. Köylülerin bu yaklaşımı, Lefkara
nakışının yabancılar tarafından öğrenilmesini engellemek amacıyla benimsediği
söylenir.
Annesi de iyi bir nakışçı
olan ve çocukken ailesi ile birlikte Lefkara’dan kuzeydeki Geçitkale köyüne (Lefkoniko)
taşınan Kıbrıslı Türk gazeteci, yazar Hasan Kahvecioğlu, 1960’lı yılların
ikinci yarısında Geçitkale’deki Kıbrıslı Türk kadınların nakışlarının Kıbrıslı
Rum tüccarlar tarafından Lefkara dükkânlarında satılmak üzere satın alındığını
yazar.
1974 sonrasında Kıbrıs’ta
yaşanan nüfus değişimi nedeniyle Lefkara nakışı başta Çayırova, Geçitkale,
Boğaziçi ve Akıncılar olmak üzere adanın farklı bölgelerine yayılmıştır. Örneğin,
‘Kıbrıs İşlemelerinden Lefkara Nakışı’ isminde bir kitabı olan, usta
nakışçılardan Şenay Ekingen, Lefkara nakışını 1964 yılında Luricina (Akıncılar)
köyüne göç ettiğinde öğrenmiştir. Lefkara civarındaki Dali ve Bodamya gibi
köylerden gelen göçmenler, Lefkara nakışını Luricina'ya taşımıştır. Bugün İskele’ye
bağlı Çayırova’da, küçük bir Lefkara nakışı müzesi olarak ‘Lefkara Evi’
bulunmaktadır.
Lefkara nakışı üretimi için
yalnızca ince dikiş iğneleri, küçük dikiş makasları, mezura, yüksük ve özel
yastık gibi birkaç basit araç yeterli olsa da, bu el sanatı son derece
zahmetli, fazlasıyla emek gerektiren ve gözleri yoran bir uğraştır. Ayrıca bu
eşsiz nakışın korunması büyük bir özen gerektirir. Bu nedenlerle modern Lefkara
tasarımları, geleneksel örneklere kıyasla daha az işlemeli ve daha sade hale
gelmiştir.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü, UNESCO, ‘Lefkaritiko’nun estetik, sosyo-ekonomik ve geleneksel değerlerini tanıyarak, 2009 yılında ‘İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’ne dahil etmiştir.
2,400.00 TL
3,400.00 TL
2,000.00 TL
1,200.00 TL
1,800.00 TL
2,000.00 TL
4,600.00 TL
1,000.00 TL
2,400.00 TL
1,050.00 TL
950.00 TL
2,200.00 TL
600.00 TL
1,600.00 TL
800.00 TL
550.00 TL
360.00 TL
825.00 TL